.: TÜRKİYE MADEN İŞÇİLERİ SENDİKASI ORTA ANADOLU ŞUBESİ [v.2.0] :.









madenis.org.tr şu an,
5 kullanıcımıza hizmet veriyor

     ANA SAYFA .:  NALLIHAN KENT REHBERİ .:  NALLIHAN FOTOĞRAF ALBÜMÜ .:
NALLIHAN bölümü içeriği
22 Temmuz 2008, salı tarihinde sisteme eklenmiştir.
ses dosyası bulunmuyor...video dosyası bulunmuyor...fotoğraf albümü...arkadaşıma yolla...yazdır...
Nallıhan toprakları çağlar boyu; Hititlerin, Friglerin, Bitinya Krallığının, Pers, İskender, Roma ve Bizans İmparatorluklarının hakimiyetinde kaldıktan sonra 1071 Malazgirt Zaferiyle Türklerin egemenliğine girmiştir. Önce Danişmentlilerin, daha sonra Anadolu Selçuklularının idaresinde bulunmuş, Anadolu Selçuklularının 1308'de yıkılmasıyla Candaroğulları Beyliği sınırları içinde kalmıştır. Orhan Bey zamanında ise Osmanlı Beyliği topraklarına katılmıştır. Bu fetih sırasında, Oğuz Türklerinin iki boyundan Beydilliler ve Eymirlilerin bir kısmı ilçemize gelip yerleşmişlerdir. İlçemizde, bu boyların adını taşıyan iki köy vardır.

Roma İmparatorluğunun M.S.396 da Doğu ve Batı Roma olarak ikiye bölünmesi ve İstanbul'un Doğu Roma İmparatorluğunun başkenti oluşuyla, Anadolu'nun içinden batıdaki Efes'e giden yol güzergahının yerine, İstanbul'a giden yeni bir yol güzergahı önem kazanmıştır. Ticari ve askeri amaçla kullanılan bu yeni yol üzerindeki Nallıhan, Doğu Roma ve Bizans İmparatorluğu döneminde önemli bir konaklama noktası ve piskoposluk merkezidir. Osmanlı İmparatorluğu döneminde de önemini koruyan yol Cumhuriyet döneminde eski önemini kaybetmiştir.

1603-1617 yılları arasında Osmanlı padişahı olan I.Ahmet'in sadrazamı Nasuh Paşa başvezir olmadan önce, 1594 yılı sonbaharında Halep'ten İstanbul'a dönerken Konya-Ankara-Nallıhan-Göynük yolunu, yani bugün 1 numaralı devlet yolu olarak adlandırılan zamanın İstanbul-Bağdat yolunu izler. Yöremizden geçerken ilçenin bugün olduğu yerde bir han, bir hamam ve bir de cami yaptırır. 1595 ilkbaharında biten bu yapıları vakfeder. O günden sonra bu yerleşim yeri gelişerek büyür.

Kocahan yapılmadan önce, Nallıhan bugünkü yerinde değil, büyük olasılıkla Kayapınar çiftliği yakınındaki şehir kalıntılarının olduğu yerdedir. Kocahan'ın yapımıyla bugünkü yerine bir göç olduğu kesindir. Göçten sonraki tarihini yaklaşık dört yüz sene olarak söyleyebiliriz. Ancak, yer değiştiren ilçenin tarihi daha da eskidir. Şimdiki yerleşim yerinin yakınında bulunan eski şehrin ismi Gordium'dur. Gordium şehri Romalıların Britanya krallarıyla yaptıkları savaşlarda tahribata uğrayınca terkedilmiştir. Sonraları harap olan eski şehrin yerinde Cleon (Kaleon) tarafından yeni bir şehir kurulmuş ve ismi de Juliopolis olarak değiştirilmiştir. Juliopolis, eski Gordio Koume'ye verilen isimdir. Son Bizans devrinde ismi tekrar değiştirilmiş ve Basileon olmuştur. Nallıhan, 16.yy.da Karahisar-ı Naallu nahiyesi olarak Hüdavendigar (Bursa) Sancağına bağlıyken, 19.yy'ın ilk yarısında Ankara Livasına bağlanarak, Korupazarı Naallu ve Karahisar-ı Naallu diye ikiye ayrılmıştır. 19.yy.ın ikinci yarısından itibaren yine tek isim altında birleştirilmiştir.

Çağlar boyu değişik isimler verilen ilçenin adı en sonunda Nallıhan olmuştur. Nallıhan adını nasıl aldığı hususunda ise iki söylenti vardır.

Bunlardan biri; yakınından geçen Nallı Suyu ve handan aldığı, diğeri ise; handan ve bu hanın kapısında bulunan naldan aldığı yönündedir. İkinci söylentiyle ilgili varsayıma göre: Halk kahramanı Köroğlu buradan geçerken gece handa konaklar, ertesi gün giderken hanın bahçe kısmında atının nalı düşer. Nal yerinden alınarak hanın kapısına asılır ve buradan da Nallıhan ismi çıkar.

Nallıhan için simgesel bir değeri olan Kocahan'ın özgün yapısı korunamamıştır. Bugün, girişindeki kemerden başka geriye pek bir şey kaldığı söylenemez. 20.yy.ın başında yanan tarihi camiinin yerine ise 1911'de yenisi yapılmış, tarihi hamamın kalıntıları da güzergahı değişen Ankara yolu yapım çalışmaları sırasında yok olup gitmiştir.

1572 Tarihli 68 Nolu Mufassal Tahrir Defterindeki kayıtlarda; Nahiye-i Karahisar-ı Na'llu'nun 3 mahalleden oluştuğu, zeamet türü vergi ödediği, kendisine 144 köy ve 17 mezra?nın bağlı olduğu yazılıdır.

Nallıhan'ın ilçe oluşu Cumhuriyet dönemi öncesine uzanır. Yurt Ansiklopedisinin 1'nci cildinin 546'ncı sayfasında Ankara Sancağına bağlı kazalar sayılırken Nallıhan'da yer almakta ve yine aynı ansiklopedinin aynı cildinin 637 sayfasında da Nallıhan ilçesinde belediye teşkilatının 1864 yılında kurulduğu yazılmaktadır.

1928 yılında Çayırhan ve Beydili bucak yapılmıştır. 1973'ten sonra ise Beydili köy yönetimi biçimine, Çayırhan'da beldeye dönüştürülmüştür.

Sarıyar Barajının yapımıyla Nallıhan?a bağlı üç köy; Sarılar, Yardibi ve Fasıl baraj gölü suları altında kalmışlardır. Gökçekaya Barajının yapımından etkilenen Nallıkozlu Emre'ye taşınırken, Karahisarkozlu da kendi yaylasına göçetmiştir.

1950'den sonra Mudurnu ve Göynük'ten bazı köyler coğrafi yapı ve iklim özellikleri dikkate alınarak Nallıhan?a bağlanmışlardır. İlçenin, 1935 yılında 60 köyü ve 2 bucağı varken, bugün 75 köyü ve 2 kasabası vardır. Baraj yapımıyla başlayan sosyo-ekonomik gelişmeler sonucu Sarıyar kasaba yapılmış ve 1 Aralık 1973'te belediye teşkilatı kurulmuştur. İlçenin bir diğer kasabası da Çayırhan'dır. Linyit ocaklarının 1960'ta işletilmeye başlamasıyla büyüyen Çayırhan'da 6 Haziran 1976'da belediye örgütü kurulmuştur.

Osmanlı İmparatorluğu döneminde Nallıhan'da 2 Medrese ve 1 Rüştiye Mektebi varken, Cumhuriyet döneminin ilk yıllarında biri ilçe merkezinde olmak üzere toplam 15 ilkokul açılmıştır. 1950'den sonraki yıllarda ise okulsuz köy kalmadı derken bu kez de köyden kente göç sonucu öğrenci azlığı ya da yokluğundan köy okulları 1988 yılından itibaren kapanmağa başlamıştır.

İlçenin tarihi okullarından olan Sakarya İlköğretim Okulu 1914 yılında Zükür İptidaisi (Erkekler İlkokulu) adıyla açılmıştır. 1925 yılına kadar Nasuhpaşa Mahallesinde bulunan kilise binasında eğitim-öğretime devam eden okul, 1925 yılında Atatürk Meydanı yanındaki tarihi binaya taşınarak, Merkez Sakarya İlkokulu adını almıştır. 1957 yılında da bugün kullanmakta olduğu binasına taşınmıştır. Osmanlı Devletinin ilk yıllarından itibaren yüz elli yıl devlet yönetiminde yer alan Çandarlı ailesi Nallıhanlıdır. Sivas valisi iken ilçemizden geçerken ölen Padişah III. Mustafa'nın sadrazamı İvezzade Halil Paşa'nın mezarı ilçemizdedir.

Kurtuluş Savaşımızın hassas bir aşamasında Düzce'de başlayıp çevresini de etkileyen hareket etkisi altında bir hafta kalan ilçemiz, bunu defetmeyi başarmıştır. Milli Mücadelemizin paşalarından Kazım Özalp Paşa takviye kuvvetleriyle Geyve'den Sakarya'nın doğusuna intikal ederken ilçemiz halkından gördüğü yardımlardan dolayı anılarında övgüyle bahsetmiştir.

Taptuk Emre, Taptuk Emre'nin kızı Bacım Sultan, Taptuk'un çağdaşları Şeyh Cafer Sadık ve Ömer Şeyh ile Akdere Köyünde Hoşebe, Sobran Köyünde Hasan Dede ilçemiz topraklarında yaşayıp ölmüş ulu kişilerdir.

Dünya çapında tanınan Yunus Emre?nin hocası Taptuk Emre'nin Türbesi ilçemiz Emremsultan köyünde, Taptuk'un kızı Bacım Sultan'ın Türbesi de Tekke köyündedir. Çocuğu olmayanlar Taptuk Emre?yi ziyaret ederler, adak kurbanı keserler. Akli dengesi bozuk olanları da Bacım Sultan Türbesine götürürler.

Emremsultan Köyündeki Taptuk Emre Türbesi 1991 yılında Vakıflar Genel Müdürlüğüne devredilmiş, aynı yıl yapılan restorasyon ile de bugünkü görünümüne kavuşmuştur.

1996 yılında yerel imkanlar ölçüsünde gerçekleştirilen Taptuk Emre ve öğrencisi Yunus Emre'yi anma etkinliği 1997 yılından itibaren her yıl Ağustos ayında Ankara Valiliğinin katkılarıyla gerçekleştirilmektedir.

Nallıhan ipek iğne oyaları, mükemmel bir dimağ, göz ve el ahenginin ürünüdür. Geleneksel pederşahi aile yapısının içinden çıkmış ve bu yapının kadınlarının sonsuz yaratıcılığı ile simgelerden oluşan bir sessiz dil'e dönüşmüştür. Büyüklerinin, efendisinin, sevdalısının karşısında kendisini sözcüklerle ifade edemeyen Anadolu kadınının duygu ve düşüncelerinin, vermek istediği mesajların Nallıhan'daki rengarenk yansımalarıdır ipek iğne oyaları.

İğne oyalarında ümit, sevgi, acı, pişmanlık, öfke, düş kırıklığı, mutluluk, coşku gibi duygular ve toplumsal olaylarla ilgili duygu ve düşünceler renkler ve şekillerle anlatılır.

Nallıhan, Karadeniz Bölgesinin Batı Karadeniz Bölümünde yer alır. İlçe toprakları, ilin batıya uzanan bölümü içindedir. Hudutları 39°70'-40°50' kuzey enlemleri ile 30°70'-32°00' doğu boylamları arasında kalır. Ankara-Eskişehir-Bolu üçgeninin ortasında yer alan Nallıhan'ın doğusunda Beypazarı, kuzey ve kuzeybatısında Seben, Mudurnu ve Göynük, güneyinde ve güneybatısında ise Mihalıççık ve Sarıcakaya ilçeleri ile sınırı vardır. İlçe merkezinin deniz seviyesinden yüksekliği 625 m yüzölçümü 1978 km² dir.

DİE nüfus istatistikleri incelendiğinde Nallıhan'ın yüzölçümünün, komşu ilçeler Göynük ve Mudurnu'dan katılan köylerle giderek arttığını görüyoruz. İlçenin yüzölçümü 1940'tan önce 1250 km², 1945'ten sonra 1653 km², 1955'ten sonra da 1978 km² olmuştur.

Nallıhan ilçe merkezi, ilçenin çok yakınından geçip Sakarya Nehrine dökülen Nallı Çayı vadisinde, doğu ve kuzeyi yüksek dağlarla çevrili çukur bir sahada kurulmuştur. Ankara'nın en eski ve güzel bir ilçesidir. Ankara-İstanbul arasındaki 1 nolu devlet yolu üzerinde kurulu olan ilçe, Ankara'ya 160 km, Bolu'ya 90 km, Eskişehir'e 130 km uzaklıktadır.

İlçe toprakları tepe ve düzlüklerle kaplıdır. Arazi, güneyde Sakarya vadisine doğru alçalan az yüksek dağların bulunduğu, yer yer tekne biçimli düzlük ve hafif dalgalı yer şekillerini içine alır. Bu platolar Nallıhan ile Mudurnu arasındaki dağlardan Sakarya'ya doğru inen bir çok akarsularla kuzey güney doğrultulu vadiler halinde yarılmıştır. Eskişehir ili sınırı boyunca doğu-batı doğrultusunda derin vadi içinde akan Sakarya'nın bu kesiminde Sarıyar ve Gökçekaya barajları yer almaktadır. Akarsu vadileri ekime elverişli düzlüklerdir.

İlçe toprakları tepe ve düzlüklerle kaplıdır. Arazi, güneyde Sakarya vadisine doğru alçalan az yüksek dağların bulunduğu, yer yer tekne biçimli düzlük ve hafif dalgalı yer şekillerini içine alır. Bu platolar Nallıhan ile Mudurnu arasındaki dağlardan Sakarya'ya doğru inen bir çok akarsularla kuzey güney doğrultulu vadiler halinde yarılmıştır. Eskişehir ili sınırı boyunca doğu-batı doğrultusunda derin vadi içinde akan Sakarya'nın bu kesiminde Sarıyar ve Gökçekaya barajları yer almaktadır. Akarsu vadileri ekime elverişli düzlüklerdir. Yükseklik kuzeyden güneye doğru giderek alçalır. Ayman ve Çayır Kırı düz ovalardır. Dağların uzantısı doğu batı yönlüdür. Köroğlu dağlarının uzantısı olan Karakiriş dağının en yüksek tepesi Sarıkaya Köyünün güneyinde 1507 m dir. Sarıçalı Dağının tepesi ise 1710 m dir. Nallı Çayı batısında yer alan tepelerin en yüksek olanı Karakuz tepesidir ve 1595 m dir. İlçenin güney sınırını oluşturan Sarıyar ve Gökçekaya Baraj göllerinin su yüzeyi 600metrenin altındadır. Yenice Köyü yakınında Sakarya vadisinde yükseklik 230 metreye kadar düşmektedir. Ramiz Eren'in Anılarından:
Savaş yıllarında Gazi, İsmet ve Ali Fuat Paşalar değişik zamanlarda Nallıhan'dan geçip bizim evde konaklamışlar. Gazi Mustafa Kemal, yanılmıyorsam yaz mevsiminin başlarıydı otomobille gelmiş. Ben öğrenci olduğum için geldiğinde Nallıhan'da yoktum. Atatürk o zaman, bizim, şimdi Merkez Sakarya İlköğretim Okulunun karşısında bulunan bugünkü evin yerindeki eski evde bir gece kalmıştı. Ev o zaman oteldi. Biz o zaman, şimdi yerinde Ziraat Bankası'nın olduğu yerdeki evimiz 1919'da yandığında, babamın Dokuzdolanbaç tarafında satın aldığı bir evde oturmaktaydık. O yıllarda gelip giden misafirler bizim evde kalıyorlardı. Kasabada gelip giden kalacağı doğru dürüst bir yer yoktu. Bu ihtiyacı karşılamak için babam Gazi'nin kaldığı evi o gelmeden önce satın almıştı. Orası o yıllar otel olarak kullanıldı. İşte Gazi de otelken bu evde kaldı. 1957'deki depremde hasar görünce yıkıldı. Yerine bugünkü ev yapıldı.

O yıllar bağ çoktu. Babam bağda rakı yapardı. Evimizin altındaki küplerde rakı olurdu. Yanan kibrit sönerse rakı olmuş denirdi. Rakı daha çok, içmek için değil de gaz yerine lüks lambasında kullanmak için yapılırdı. Derece yüksekti, 80 derece. Üç kadeh içeni küfelik yapardı.

Atatürk'ün Nallıhan'dan geçişi yukarda Ramiz Eren'in anlattıkları içinde, Atatürk'ün Nallıhan'dan geçtiğine ilişkin olanını doğrulayabilmek için ilçede kimi kişilerle yaptığım görüşmelerde, onlar da Atatürk'ün annesiyle birlikte Nallıhan'dan geçtiğini büyüklerinden dinlediklerini söylediler.Örneğin; A. Nusret Mutlu, Turan Mutlu, Nevzat Mutlu, Kamalı'nın Kamil ve Enver Mutafoğlu kesin bir dille bunu ifade ettiler. Atatürk annesiyle Nallıhan?a geldiğinde:
Nevzat Mutlu'nun anlattığına göre:
Babasının ikinci hanımının annesi Yogoslav göçmeni olduğundan. Nallıhan kadınları "sen Trakyalı'sın, Zübeyde hanımla sen ilgilen demişler. O da gidip ilgilenmiş."

Kamalı'nın Kamil'in anlatımına göre:
Konaklamadan pek memnun kalan Zübeyde Hanım evin hanımı Ayşe Hanıma bir çift küpe hediye eder. O da küpeleri daha sonraları ortanca gelinine takar.

Yine bu geçişi doğrulayanlardan Enver Mutafoğlu:
Atatürk Ermeniler gittikten sonra ilçeye geldi. Annesiyle Nallıhan'da bir gece konakladı, kaldığı evin balkonundan Fehmi'ye (Fehmi Eren 11 yaşında, yıl 1922) İstiklal Marşı'nı okuttu (İstiklal Marşı TBMM'ce 12 Mart 1921?de kabul edildi.) demektedir.

Turan Mutlu da Fehmi Eren'den dinlediklerini şöyle aktardı:
Fehmi Eren anılarını bize anlatırken Gazi'nin Nallıhan'a geldiğini, evlerinde kaldığını, kendisinin başını okşadığını anlatırdı demektedir.

Bu anlatılanları doğru kabul ettiğimizde, geriye Atatürk'ün hangi tarihte Nallıhan?dan geçtiğini tespit etmek kalıyor.

Bunun için; önce Kazım Özalp'ın Milli Mücadele- adlı kitabında o günlere ilişkin tarihlere bir göz atalım:
"13 Haziran 1922?de Mustafa Kemal Paşa beraberinde Milli Müdafaa Vekili Kazım (Özalp) Paşa olduğu halde Sarıköy İstasyonuna gelir ve vagonda İsmet Paşa ile görüşür. Görüşmeyi takiben Mustafa Kemal Paşa otomobille Adapazarı'na hareket eder. 24 Haziran 1922?de annesi ile beraber Adapazarı'ndan Ankara'ya hareket eder."

Şevket Süreyya Aydemir'in "Tek Adam" adlı kitabından:
"Mustafa Kemal Anadolu'ya geçerken son akşam yemeğini 15-16 Mayıs 1919 akşamı Şişli'deki evde, annesinin odasında, annesi ve kız kardeşi ile beraber yedi... Makbule Hanım annesinin odasına tıpkı Selanik'te olduğu gibi bir yer sofrası hazırladı. Yere serilen sofra bezinin ortasına yemekler bir bakır sini içinde konuldu. Bu sininin etrafına üçü de bağdaş kurup oturdular... Annesinin arkasını yastıklar, minderlerle beslediler. Bu yemekte Zübeyde, İstanbul'da oğlu ile son baş başa gecesini geçirdi. Ertesi gün Mustafa Kemal Karadeniz yolculuğuna çıktı. O günden sonra Zübeyde için, hem kederli,hem ümitli, fakat çok mihnetli ve yıpratıcı günler başladı.

Akaretler'deki evin üstünde hem İstanbul Hükümetinin, hem de işgal kuvvetlerinin baskısı vardı... Bir aralık Zübeyde Hanım, Padişahın oğlu için verdiği idam hükmünün infaz edildiğini sanarak felç oldu. Beşiktaş'taki evde bu çetin hayat, hemen hemen bütün Milli Mücadele boyunca sürdü. Nihayet Büyük Taarruza doğru Gazi, annesini Ankara'ya nakle karar verdi. Zaten annesinin rahatsızlığı artıyordu. Kısmen felçti ve bakıma çok ihtiyacı vardı. Ankara'da da artık nispi bir yerleşme olmuş sayılırdı.

Zübeyde Hanımla kızı 18 Haziran 1922'de İzmitve geldiler. Zübeyde ile oğlu üç yıl sonra İzmit'te kucaklaştılar. Makbule Hanım İzmit'ten İstanbul'a eşinin yanına gönderildi. Zübeyde Hanım Ankara'ya naklolundu. Büyük zaferden sonra Zübeyde Hanımı bir sahil şehri olan İzmir'e gönderdiler. Orada Uşaklıgiller yalısında daha sonra Gazi'nin eşi olan Latife Hanımın da dikkati ile çok iyi bakıldı. Başyaver Salih Bozok ta oradaydı... Fakat Gazi annesinin son nefesine yetişemedi. Zübeyde 14 Ocak 1923?te İzmir Karşıyaka'da sonu mutluluklar içinde biten hayata gözlerini yumdu."

Yukarıdaki alıntılarda Nallıhan'ın adı geçmiyor, fakat Ankara'ya dönüş yolu da belirtilmiyor. Eğer yerel olarak anlatılanları doğru kabul eder, yukarıdaki tarihleri de göz önüne alırsak, Atatürk 1922 yılının 22/23 Haziran gecesini Nallıhan'da geçirmiştir diyebiliriz.

ATATÜRK VE SAKARYA
Atatürk Büyük Taarruz arifesin de, hem TBMM Başkanlığı görevini, hem de başkomutanlık görevini yürütüyordu. Kocaeli bölgesindeki birlikleri denetlemek için 13 Haziran 1922'de Geyve'ye, bir gün sonra da Adapazarı'na gelmişlerdi. Atatürk burada, Askerlik Şubesi Başkanı Baha Bey'in evinde misafir kalan annesiyle buluşup, geceyi İstasyon karşısında bir evde geçirir. Ertesi gün Adapazarı'nda konuşmalar yapar ve çarşıyı gezerek Acem İsmail Efendi'nin dükkanında kahve içer. Öğle namazını da Orhan Camii'nde kıldıktan sonra İzmit'e geçerek geceyi orada geçirir. Ertesi gün Fransız gazeteci Claude Farrere ile görüşür ve birlikte İzmit halkına hitap ederler. Aynı gün tekrar Adapazarı'na özel bir trenle döner. Adapazarı'nda Sabiha Hanım İlkokulunu ziyaret ederek öğretmenlerle sohbette bulunur.

Atatürk 20 Haziran 1922'de Ankara'ya dönecektir. Ancak ertesi gün 21 Haziran'dır ve Adapazarı'nın düşman işgalinden kurtuluşunun I. yıldönümüdür. Halkın kurtuluş törenlerine katılma isteklerini geri çevirmeyerek dönüşünü bir gün erteler ve çok coşkulu bir şekilde kutlanan bu törenlere katılır.

Atatürk'ün huzurunda askeri geçit töreni yapıldıktan sonra, belediyenin önünde toplanan halkla beraber, Adapazarı gibi Edirne ve İzmir'in de düşman işgalinden kurtulması için dua edilir. Duayı müteakiben kürsüye çıkan Atatürk, halka hitap eder. Ardından da annesiyle birlikte Ankara'ya gitmek üzere Adapazarı'ndan ayrılır.

Atatürk bu ziyaretinden önce de bir kez Adapazarı'na gelmişti. Atatürk'ün Adapazarı'na ilk gelişi 1920 yılında Batı cephesini kontrol etmek amacıyla Beypazarı, Nallıhan, Göynük, Taraklı ve Geyve üzerinden Mekece'ye gelişiydi. O zaman Halit Paşa'yı ziyaretten sonra birlikleri de teftiş edip Ankara'ya dönmüştü.

Atatürk'ün üçüncü kez Adapazarı'na gelişi ise 1934'te olur. 13 Temmuz 1934'te Bolu üzerinden Adapazarı'na gelen Atatürk, doğruca Halkevi'ne giderek yöneticilerle görüşür ve halka hitap eder. Sonra da istirahat etmek üzere Hasan Cavit Belül'ün evine gider. Ancak İzmir'de meydana gelen bir olay dolayısıyla programını değiştirerek İstanbul'a hareket eder.

Sakarya Valiliğinden alınan yazı Nallıhan Kitabı Yazarı Mesut Şener'in 22-23 Haziran 1922 yılı olarak yaptığı tespiti doğrulamaktadır. Ancak bu tarihten önce de 1920 yılı'nda Nallıhan yolu üstünden Sakarya'ya ulaştığı belirtilmektedir.


Bu içerik 0.65254 saniyede yüklenmiştir...

10 Haziran 2008
Nallıhan'da bir konak


Nallıhan


Yağlı güreşler


Yerel lezzetler

TÜRKİYE MADEN-İŞ © 2008